Post Image

Uluslararası ve ülkemiz genelinde yapılan sınavlar sonucunda alınan başarısızlıklar sürekli tartışılmış ve hep sonuçlar üzerinde durularak yeni sistemi değiştirme çabası içerisine girilmiştir.  Yapılan her sistem değişikliği soruna çözüm olmamış ve arayış sürekli devam eder hale gelmiştir. Çünkü bu güne kadar sınavlar sonucunda oluşan başarısızlıkların nedenleri üzerinde değil hep başarısızlığın sonuçları üzerinde durulmuştur. Başarısızlığın nedenleri üzerinde hiçbir çalışma yapılmamış, başarısızlık hep sistemin bir sonucu olarak gösterilmiştir. Başka bir deyişle bu güne kadar yapılan bütün sınavlar bireyin ne bildiğini değil ne bilmediği ölçmüştür. Durum böyle olunca da bireyin ne bildiği hep göz ardı edilmiş, ne bilmediği ve neden öğrenemediği hiçbir şekilde araştırılmamıştır.

Geçmişten günümüze kadar gelen sınav sistemlerinin hepsinde çoktan seçmeli test soruları kullanılmıştır.  Yapılan sınavın çoktan seçmeli test oluşu şans faktörünü de işin içerisine sokmakla beraber eğitim sisteminin de buna göre şekillenmesini sağlamıştır. Artık bireyler çok kısa bir sürede çok fazla soru ile karşı karşıya kalmakta ve bu sorulara verilecek cevabı düşünmek yerine sorunun doğru cevabını soru içerisinde arama eğilimine gitmeyi yeğlemişlerdir. Böyle olunca da birey günlük yaşantısında da bütün sorulara tek kelimelik cevaplar verir bir duruma gelmiştir. Yeni bir şeyler üretmek, yeni fikirler ortaya koymak yerine kendisine sunulan seçenekler arasından doğruyu bulmak daha kolay ve puan getirici olmuştur. Kendini ifade edemeyen, ifade etmek zorunda kalsa sadece bir kelimeyle ifade etmekle yetinen, sosyal, sportif ve kültürel etkinliklerden uzak duran birey profili ortaya çıkmıştır.

Maalesef durum sadece bununla da kalmamıştır. Çoktan seçmeli testler bireyleri kolaycılık ve hazırcılığa alıştırıp diğer özelliklerini kullanmalarını engellediği için Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) ile Uluslararası Fen ve Matematik Eğilimleri Araştırması'nda (TIMSS) ülkemizin başarısız olmasında da en büyük rolü oynamıştır.

Sonuç odaklı değerlendirmelerden vazgeçerek sebep odaklı değerlendirmelerin yapılması; ilden ile hatta okuldan okula farklılık gösteren değerlendirmelerin ortak hale getirilmesi; öğrenmeyi etkileyen faktörleri belirleyici araştırmalar yaparak bu faktörleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapılması; öğrencilere çoktan seçmeli test soruları yerine açık uçlu ve öğrencinin ne bildiğini ölçen sorular sorularak öğrencilerin düşünmeye ve üretmeye yönlendirilmesi; okul, öğretmen, öğrenci ve velilere yapılan analizlerle geri bildirimde bulunulması  eğitim ve öğretimde niteliğin arttırılmasını sağlayabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün organizasyonuyla illerde Ölçme Değerlendirme Merkezleri’nin (ÖDM) kurulması için çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmalar 2017-2018 Eğitim-Öğretim döneminde örgütlenmesini tamamlamış, görev alacak personellere yoğun bir eğitim programı uygulandıktan sonra 25 ilde Ölçme Değerlendirme Merkezleri (ÖDM) kurulmuştur.

Ölçme Değerlendirme Merkezleri (ÖDM)  il genelinde;


  1. A) “Ölçme Değerlendirme Uygulamalarını İzleme Araştırma ve Geliştirme” projesi ile eğitimde öğrenci gelişimini izleme çalışmaları yapacaktır.


B)"Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi" (ABİDE) projesi ile temel eğitimde olan öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgileri günlük yaşamda kullanma becerileri ile üst düzey zihinsel becerilere sahip olma düzeyleri ortaya çıkarılacaktır.

Örgün eğitim kapsamındaki öğrencilerin akademik gelişimlerinin izlenebilmesi, öğrenme eksikliklerinin tespit edilmesi için yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerden ölçme araçları/ anketler yoluyla veri toplanacak ve yapılan analizlerin sonuçları okul, öğretmen, veli ve öğrenciye geri bildirim olarak verilecektir.

Ölçme Değerlendirme Merkezleri’nin (ÖDM) çalışmaları sonucunda;

  1. İllerin eğitim gelişimleri belirlenecek

  2. İl düzeyinde öğrenme çıktıları oluşacak

  3. Öğrenme çıktılarını etkileyen faktörler ve etkileme düzeyleri belirlenecek

  4. Uygulanan programların ve kazanımların etkinliği belirlenecek

  5. Öğrencilerin akademik düzeyleri ve öğrenme eksiklikleri tespit edilecek

  6. Çevrenin, ailenin ve okulun öğrenme çıktılarına katkısını ortaya koyacak

  7. Öğrencilerin ihtiyaç duyacağı tamamlayıcı eğitimleri belirleyecek

  8. İllerin ve okulların sorunlarını tespit ederek sorunlarını giderme imkânı verecek

  9. Her okul için bir değerlendirme raporu çıkarılarak okul bazlı izleme yapılacaktır

  10. Okullarda görevli yönetici ve öğretmenlerin ihtiyaç duyduğu konular ile ilgili eğitimler düzenleyecektir.


(Rehber Öğretmen Ramazan Hoşgeldi)